Hakkımda ve İletişim Web Portfolyosu Blog enClick for English Facebook'ta Takip EtTwitter'da Takip EtInstagram'da Takip EtLinkedIn'de Takip EtGithub'da Takip EtSpotify'da Takip Et

Blog Herşey hakkında web günlüğüm. İşe dair çok bir şey bulamayabilirsin...

Minipresso ile Cafe Latte

Minipresso ile Cafe Latte
Breville espresso makinemin espresso grup contası bozulup, yerine taktığım da kâr etmeyince çareyi Minipresso'da buldum. Videoda eğlenceli şekilde süreci anlattım kendimce.

Zincirli Prenses

Zincirli Prenses
Messier 31 Andromeda Galaksisi galaksimize en yakın sarmal galaksidir. Galaktik ikizimizin bu fotoğrafını Sony A6000, Samyang 135 ve Star Adventurer ile çektim.

Yıldızlar Altında Aile Buluşması

Yıldızlar Altında Aile Buluşması
Kuzenim Murat'la Assos yakınındaki Kozlu köyü yolunda çektiğimiz bu fotoğrafta Yunanistan üzerinden yükselen Samanyolu'nu görüyoruz.

Umut Ufku

Umut Ufku
Ruhumun karardığı anlarda fotoğraf makinemin sensörüne hücum eden fotonlar gönlümü de ferahlatıyor adeta.

Işık Korkusu

Beklentiler kişisel tecrübelerle içli dışlıdır genelde. Bazı tecrübeler hayal gücünü ve beklentileri körükler, bazılarıysa o ateşin üzerine bir su döker...

Samanyolu ve Deniz Feneri

Samanyolu ve Deniz Feneri
Fener mahallesindeki deniz feneri ve güzeller güzeli galaksimiz Samanyolu

M31 Andromeda

M31 Andromeda
Dumbbell ile aynı gece çektiğim bu cisim, bize en yakın sarmal galaksidir aynı zamanda. Takip sistemindeki bir sorundan ötürü fotoğraf istediğim kalitede çıkmadı, düzenlemelerle anca bu kadar oldu.

Dumbbell Nebulası

Dumbbell Nebulası
Messier katalogunda M27 diye anılan bu gezegenimsi bulutsuyu kendi gözlerimle izledikten sonra fotoğraflamayı da ihmal etmedim

Ohrid'de Günbatımı

Ohrid'de Günbatımı
Geçen yaz ziyaret ettiğim Balkanlar turundan unutulmuş bir kare

Odaksızlık

Bu yazı odağı kaymış, anlamlandırmaktan yorulmuş bir beynin yazısıdır

LRGB Şişkin Ay Fotoğrafı

LRGB Şişkin Ay Fotoğrafı
Gece aynalı teleskobum ve astrokameram ile 4 farklı dalga boyunda pozladığım ay fotoğrafı

Yıldızlara Yumruk Sallamak

Yıldızlara Yumruk Sallamak
Assos'un eşsiz karanlığı ve batan yarım ay'ın eşliğinde galaksiye tehditler savuruyorum

Galaksinin Merkezine Doğru!

Galaksinin Merkezine Doğru!
Yeni kundağım Skywatcher Star Adventurer üzerinde ilk denemelerim yarım ay tarafından hunharca katledildi

Zamanda yolculuk yalanmış!

Zamanda yolculuk yalanmış!
Olasılığı yüksek olan buydu zaten ama insan filmlere bakıp bir yandan da ümit ediyor, değil mi?

Durum Raporu

İki aylık sessizliğimin ardından biraz yaşadıklarımı anlatayım istedim

Odaksızlık

Bu yazı odağı kaymış, anlamlandırmaktan yorulmuş bir beynin yazısıdır

Altınoluk'a taşınmak bana kafa zindeliği sağlar diye ümit ediyordum. Yeni bir başlangıç, yeni bir mekan, yeni bir ev ve yeni insanlar benim için bir fırsat olabilir diye düşünüyordum. Üçüncü ayın sonuna geldiğim şu günlerde şu lafı düşünüp duruyorum: "Nereye gidersen git, yanında götürdüğünsündür aslında".

Buraya gelirken kaçtığım şeylerin aslında çoğunluğunun kafamda olduğunu biliyordum. İzole hayat benim için kalabalıktan doğan bir ihtiyaç değildi, -sanırım yapım gereği- hiçbir zaman insan ilişkilerinde iyi olamadım. Başkalarıyla aynı şeyi yapsam dahi aldığım karşılık hep farklı oldu, değişken olarak eylemi uygulan kişiyi koyacak olduğumuzda sebebin ne ya da kim olduğu açıktı aslında.

Fakat bu insanın ümit etmesine engel olmuyor. Öyle ki elime fırsat geçtiğinde yine de iletişim kuruyor, tanışıyor, konuşuyorum. Hatta dışarıdan bakanlar "bak Burak yine birileriyle sohbet ediyor" diyor. Ama ne hassa gördükleri manzaranın devamı gelmiyor bir türlü... Gittiğim ortamlarda ne hassa hep kendimden önceki nesillerle çok iyi anlaşırken yaştaşlarımla aramda bir duvar olduğu hissiyatına kapılıyorum.

Tabi bu bir bakıma kötü sonuçlar da doğuruyor. Dertleri kendisinden daha eski kuşağa ait dertler olan birisinin söylemleri de o yönde oluyor. Daha aramızda azıcık bir yaş farkı olan insanlara babaları gibi hitap ettiğim, hatta bazen çok sert konuştuğumu görüyorum. Bu da doğal olarak çevremde az sayıda bulunan insanların daha da azalmasına sebebiyet veriyor. Kim ister ki etrafında devamlı homurdanan, toplumsal sorunlardan şikayetlenen ve bir anda şen şakrak konuşurken sonrasında sana "tabağındaki taneleri temizle" diye nasihat eden birisini?

İşin diğer bir tarafı var ki o da insanların ne istediği ve nelerden etkilendiği. İnsanlar en başta arkası dolu ya da boş farketmeksizin pozitif şeyler duymak istiyor; hatalarının konuşulmasını ya da hatırlatılmasını istemiyor. Tam aksine sorunlar yokmuş gibi davranan insanlar toplumda el üstünde tutuluyor. Sorunların gelip geçici insanlara ya da olaylara atfedilmesini, kökensel analizlerin yapılmamasını istiyor insanlar. Ya da karşılarında konuşan adamın doğal bir karizmaya sahip olmasını, karizmasıyla karşısındakine küfretse dahi şarkı söylüyormuş gibi görünmesini istiyorlar. "Dövse de, sevse de kocamdır" zihniyeti var ya, insanların çoğunda bu mazoşizm altyapısı var sosyal ilişkilerde fakat kimse bu hastalığın farkına varmak istemiyor.

Ben insanları hataları ve sevaplarıyla sevmeye çalışıyorum. Zira bolca hatası ve bir miktar sevabı olan birisiyim ben de. Fakat aynısını insanlardan beklediğim zaman, bu arsızlığı 30 yaşına gelmiş olmama rağmen göstermeye cüret ettiğim zaman o hiç bitmeyen hayal kırıklıklarıma yenisi katmerleniyor. Öyle ki, bir yerden sonra sebep ve anlam bulamamaya, odaklanamamaya başlıyorum. Yaptığım her şey boş gelmeye başlıyor, her şeyin arkasını düşünmeye başladıkça kuantum dünyasına dalan fizisistin ateist olup çıkması gibi ben de "hayatın anlamı yok" diyecek noktaya geleceğimden korkuyorum.

Sosyal olarak çok fazla dayanak bulamadığım, tek fani dayanağımın annem olduğu şu dünyada bir gün o da giderse ne yapacağım diye düşünüyorum sık sık. Geriye tek dost ve dayanak olarak Allah'ın kaldığı gün umarım hazır olurum olacaklara. O güne kadar neler olup bitecek, Allah biliyor.


Paylaş: